Reklamda AI Müzik: Risk Çıktıda Değil, Hak Zincirinde
Son güncelleme:
Son kontrol:
Yapay zekâ ile üretilen müziği reklamda kullanmak yasak değil. 2026 yazında açılan davalar da bunu hedeflemiyor; hedefleri modelin neyle eğitildiği ve çıktının nasıl sunulduğu. Marka için risk çıktının kendisinde değil, arkasındaki hak zincirinde ve o zincirin izleyiciye nasıl anlatıldığında toplanıyor.
“Yapay zekâ ile ürettik, telif derdi yok” cümlesi bir reklam brief’inde en çok duyulan cümlelerden biri. Sorun şu ki bu cümle iki ayrı soruyu tek soru sanıyor: bu parça kimin? ile bu parça neyden yapıldı? İkisinin cevabı aynı yerden gelmiyor ve 2026’da açılan davaların tamamı ikinci soruyla ilgili.
Üç dava, zincirin üç ayrı halkası
Üç yargı yeri aynı konuya farklı yerlerinden bakıyor. Hiçbiri “yapay zekâ müzik yasak mı” diye sormuyor.
Münih — karar çıktı, kesinleşmedi. Landgericht München I’in 42. dairesi, GEMA’nın Suno aleyhine açtığı davada 31 Temmuz 2026’da (Az. 42 O 763/25) men, bilgi verme ve tazminat taleplerini ağırlıklı olarak kabul etti. Mahkeme dört ayrı fiili ihlal saydı: ABD’de eğitim sırasındaki çoğaltma, modelin içinde ezberlenmiş hâlde tutulması, modelin kullanıma sunulması ve çıktıların kendisi. Alman telif kanunundaki metin ve veri madenciliği istisnasını (§ 44b UrhG) bu kopyalar için kabul etmedi. Karar altı belirli beste hakkında; şarkı sözleri davanın konusu değildi. Mahkemenin kendi bülteni kararın kesinleşmediğini yazıyor, Suno da karara katılmadığını ve temyiz dahil seçenekleri değerlendirdiğini açıkladı.
Bunu “Almanya yapay zekâ eğitimini yasakladı” diye okumak yanlış olur. Aynı ülkede Hamburg istinaf mahkemesi, LAION davasında eğitim veri seti oluşturmayı aynı istisna kapsamında görmüştü. Alman içtihadı tek ses değil.
Delaware — dava yeni açıldı. UMG, Capitol Records ve Capitol CMG, 15 Eylül 2026’da dağıtım platformu DistroKid aleyhine dava açtı (No. 1:26-cv-01156). Beş sayım var: Delaware aldatıcı ticari uygulamalar kanunu, doğrudan telif ihlali, dolaylı (vicarious) ihlal ve 1972 öncesi kayıtlar için 17 U.S.C. § 1401’e dayanan iki sayım daha. Dilekçe, kasti ihlal hâlinde eser başına 150.000 dolarlık azami yasal tazminata atıf yapıyor; talep bölümünde toplam bir rakam yok. Dava derdest, henüz cevap dilekçesi bile verilmedi.
Boston — ikinci dava, aynı davalı. UMG ve Sony Music, 18 Eylül 2026’da Suno aleyhine Massachusetts’te ayrı bir dava açtı (No. 1:26-cv-14275). Bu, 2024’te açılan davanın genişletilmiş hâli değil; hâkim 18 Ağustos’ta eski dosyaya binlerce yeni eser eklenmesine izin vermeyip paralel dava yolunu işaret edince açıldı. Yeni dilekçe 60.202 ses kaydı üzerinden kurulu ve listesi ekinde satır satır duruyor. Warner bu davada yok — 2024 dosyasından Aralık 2025’te çekilmişti.
Üç dava, zincirin üç ayrı halkasına bakıyor: Münih modelin neyle eğitildiğine, Boston lisansın gerçekten neyi kapattığına, Delaware ise çıktının nasıl sunulduğuna. Marka dördüncü halkada oturuyor ve üçünün sonucunu da devralıyor.
AI müzik gerçekten telifsiz mi?
Türkiye’de bu iddia genellikle tek bir dayanağa bağlanıyor: “FSEK eser sahibini gerçek kişi olarak tanımlar, yapay zekâ gerçek kişi değildir, o hâlde çıktı telifsizdir.” Zincirin ilk halkası kanun metniyle uyuşmuyor.
5846 sayılı kanunun eser sahibi tanımı bugün şöyle: “Eser sahibi: Eseri meydana getiren (…) kişiyi” (Md. 1/B-b). Parantez içindeki boşluk kanunun kendi işareti — oradaki “gerçek” kelimesi 2004’te, 5101 sayılı kanunun 28. maddesiyle metinden çıkarıldı. Yani kanun 22 yıldır “gerçek kişi” demiyor.
Metnin gerçekten söylediği iki şey var: eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan” üründür (Md. 1/B-a) ve “bir eserin sahibi, onu meydana getirendir” (Md. 8/1). Yapay zekâya dair ise tek bir hüküm yok — kanunun tam metninde “yapay zekâ”, “algoritma” ya da “makine öğrenmesi” hiç geçmiyor. Son değişiklik 2021 tarihli.
Buradan çıkan sonuç genellikle beklenenin tersi: FSEK “AI müzik telifsizdir” demiyor, tersini de demiyor. Susuyor. Ve asıl mesele zaten bu soru değil. Kanun çıktının statüsü konusunda sessiz, ama girdi konusunda hiç sessiz değil:
- “Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.” (Md. 21)
- İşlenme sayılanların listesinde açıkça “musiki aranjman ve tertipleri” var (Md. 6/4).
- Çoğaltma hakkı (Md. 22) ve “dijital iletim de dahil olmak üzere” umuma iletim hakkı (Md. 25) da münhasıran eser sahibinde.
Yani riskli olan, ürettiğiniz parçanın korunup korunmadığı değil; o parçanın başkasının eserinden türemiş olma ihtimali. Münih mahkemesinin çıktıları da ihlal saymasının sebebi tam olarak buydu: eserler çıktıda tanınabiliyordu.
Madalyonun diğer yüzünü — korumasız bir parçanın rakibiniz tarafından da kullanılabilmesini — işletme hesabında müzik telifi yazısında ayrıca anlatmıştık. Bu yazının konusu o değil, zincirin girdi tarafı.
Asıl mesele üretim mi, beyan mı?
Delaware davasının bu yazıda olmasının sebebi şu: dava yapay zekâ müziğe karşı değil. Dilekçe bunu bir dipnotta, tartışmaya yer bırakmayacak biçimde söylüyor:
“This lawsuit is not about the distribution of AI-generated music when clearly disclosed as such. This lawsuit is about DistroKid masquerading as something it is not and benefiting from that false impression.”
(Bu dava, açıkça belirtildiğinde yapay zekâ üretimi müziğin dağıtımıyla ilgili değildir. Bu dava, DistroKid’in kendisini olmadığı bir şey gibi göstermesi ve bu yanlış izlenimden faydalanmasıyla ilgilidir.)
Bir önceki dipnot daha da nettir: “Artists and creative enterprises may use AI as one of many tools in creating, producing, or releasing music and Plaintiffs are not challenging those uses.” — sanatçılar ve yaratıcı işletmeler yapay zekâyı araçlardan biri olarak kullanabilir, davacılar bu kullanımları dava konusu yapmıyor.
Ayrım bu kadar açık: sorun aracın kullanılması değil, çıktının insan yapımı gibi sunulması. Bu, görsel tarafında yıllardır çizdiğimiz şeffaflık çizgisinin müzikteki birebir karşılığı. Biz de üretilen kareye “yapay zekâ ile üretilmiştir” yazarken aynı ayrımı kuruyoruz; yapay zekâ görselinin nasıl anlaşıldığını ve reklamda şeffaflık kuralının ne istediğini ayrı yazılarda anlattık. Müzikte değişen tek şey, beyanın dosyanın içine değil brief’in içine yazılması.
Lisanslı platform kullanıyorum, güvende miyim?
Suno v6’yı 9 Eylül 2026’da çıkardı ve modeli endüstri ortaklıklarıyla birlikte geliştirdiği mesajıyla duyurdu. Şirketin basına verdiği açıklama, v6’nın ortaklardan lisanslanan içerikle birlikte kullanıcı üretimleri ve tercih sinyalleriyle eğitildiğini söylüyor. Dokuz gün sonra UMG ve Sony dava açtı ve tam da bu noktaya yüklendi: dilekçe, lisanssız bir modelin çıktılarıyla yeni bir model eğitmenin ihlali ortadan kaldırmadığını, onu “akladığını” (launders) ileri sürüyor ve v6’yı “aynı zehirli ağacın meyvesi” diye niteliyor. Bunlar iddia; dava derdest, henüz cevap dilekçesi bile yok.
Markayı ilgilendiren kısım davanın kazananı değil, ortaya çıkardığı tablo. Aynı araç için lisans haritası hak sahibine göre parçalı:
- Warner Kasım 2025’te, BMG Ağustos 2026’da, Believe Eylül 2026’da Suno ile anlaştı.
- UMG ve Sony anlaşmadı; ikisi de davacı.
- Udio tarafında tablo ters simetrik: UMG ve Warner uzlaştı, Sony uzlaşmayıp ayrı dava açtı.
Yani “bu platform lisanslı mı?” sorusunun tek bir cevabı yok. Cevap parçadan parçaya, katalogdan kataloga değişiyor. Platformla yaptığınız abonelik sözleşmesi sizinle o şirket arasındadır; üçüncü kişilerin hakkını kapatmaz. Münih mahkemesinin çıktıları da ihlal sayması bunun somut hâliydi.
Marka ne yapmalı?
Bunların hiçbiri hukuki tavsiye değil; iş pratiği. Zincirin her halkasında sorulacak bir soru ve saklanacak bir belge var.
- Üretim. Parçanın hangi araçla, hangi sürümle ve hangi tarihte üretildiğini yazılı olarak isteyin. “Yapay zekâ ile üretildi” yeterli bir cevap değil; araç ve sürüm, sonradan çıkan bir ihtilafta hangi modelin konuşulduğunu belirler.
- Lisans. Kullanılan planın ticari kullanımı kapsadığını gösteren kayıt — ekran görüntüsü değil, hesap ve tarih bilgisi içeren bir belge. Koşullar değişiyor; üretim tarihindeki metin önemli.
- Dağıtım. Parça bir platforma yüklenecekse, künye bilgisinin doğru olduğundan emin olun. Delaware davasının çekirdeği metadata’nın yanlışlığı.
- Yayın. İzleyicinin ne sandığı. Yapay zekâ kullanımı reklamın kendisi hakkında yanlış bir izlenim yaratıyorsa, beyan gerekir.
Sözleşme tarafında iki madde işe yarıyor: üretim biçiminin yazılı beyanı ve hak ihlali hâlinde sorumluluğun kimde olduğu. İkisi de sizi ihlalden korumaz — ihtilaf çıktığında elinizde ne olduğunu belirler. Farkı bilerek kurun.
Bu dört soruyu kendi ses ve müzik üretim işlerimizde de aynı sırayla soruyoruz; cevabı belgelenmeyen bir parça yayına girmiyor.
Türkiye’de durum ne?
Kamuya yansımış bir dava yok. Bilinen üç dosyanın hiçbiri Türkiye’de değil ve hiçbirinin muhatabı reklam veren bir marka değil — hedefte üretim ve dağıtım platformları var.
Mevzuat tarafında da müziğe özel bir hüküm bulunmuyor. Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde 1 Temmuz 2026’da yapılan ve 1 Ağustos’ta yürürlüğe giren değişiklik yapay zekâyı iki yerde anıyor ve hiçbirinde müzik, beste ya da şarkı geçmiyor:
- Md. 18/8 — “tüketicilerin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde etkileyecek şekilde yapay zekâ veya başka bir yazılımın kullanılması yahut yapay zekâ teknolojileri kullanılarak insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi” hâlinde bu hususun açıkça belirtilmesi gerekiyor. İlk kol teknolojiden bağımsız yazılmış, ama eşiği yüksek: tüketicinin ekonomik davranışını önemli ölçüde etkilemek. Bir reklamın fon müziği normalde bu eşiğe ulaşmaz.
- Md. 27/12 — gerçek bir kişinin yapay zekâ ile oluşturulmuş dijital kopyasının, gerçeğe aykırı şekilde bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği ya da tavsiyede bulunduğu izlenimini veren reklamlar yasak. Kayıt önemli: yasak, dijital kopyanın kendisine değil, gerçeğe aykırı izlenime bağlanıyor. Müzik denmemiş ama kapsam açık: tanınan bir sesin klonlanıp, o kişi gerçekte öyle bir şey söylememişken ürünü övmesi buraya girer.
Özetle yönetmelik yapay zekâ müziğini etiketlemenizi istemiyor; tanınan bir kişinin sesini o kişi adına konuşturduğunuz anda konu değişiyor.
Bu tablo değişebilir. Münih kararı kesinleşmedi, Delaware davasında henüz cevap dilekçesi yok ve Türkiye’de ikincil düzenleme yapılmadı. Bu yazı 26 Eylül 2026’da yürürlükteki metinlere ve o gün erişilebilen mahkeme kayıtlarına göre yazıldı; gelişmeler oldukça güncelleniyor.
Sık Sorulan Sorular
Ajansımdan gelen reklam müziği için hangi belgeyi istemeliyim?
Hangi araçla üretildiğini, o araçta hangi plan ve hangi tarihte kullanıldığını ve ticari kullanımın o plana dahil olduğunu gösteren bir kayıt. Sözleşmeye üretim biçiminin yazılı beyanını ve hak ihlali hâlinde sorumluluğun kimde olduğunu ekletin. Bu hukuki güvence değil, ihtilafta elinizde ne olduğunun belgesidir.
Suno ya da benzeri bir aracın ücretli planı ticari kullanım için yeterli mi?
Platformun size verdiği izin kendi koşullarıyla sınırlıdır ve üçüncü kişilerin haklarını kapsamaz. Münih’te görülen davada mahkeme, modelin çıktılarını da ihlal saymıştı; yani sorun sözleşmenizde değil, sizden önceki halkada çıkabiliyor. Ücretli plan zincirin bir halkasını kapatır, tamamını değil.
Türkiye’de yapay zekâ müziği kullanan bir markaya açılmış dava var mı?
26 Eylül 2026 itibarıyla kamuya yansımış böyle bir dava bilmiyoruz. Bilinen davalar ABD ve Almanya’da, hedefleri de marka değil üretim ve dağıtım platformları. Bu, Türkiye’de risk olmadığı anlamına gelmiyor: FSEK’in işleme ve çoğaltma hükümleri mevcut bir eser söz konusuysa zaten uygulanır.
Ticari Reklam Yönetmeliği yapay zekâ müziğini etiketlememi zorunlu kılıyor mu?
Yönetmelik müzikten hiç söz etmiyor. Yapay zekâ hükmü iki şeye bakıyor: tüketicinin ekonomik davranışını önemli ölçüde etkileyecek bir yazılım kullanımı ve insandan ayırt edilemeyen dijital karakterler. Gerçek bir kişinin dijital kopyasının, gerçeğe aykırı şekilde ürün tavsiye ettiği izlenimini veren reklamlar ise ayrıca yasak; yasak kopyanın kendisine değil, gerçeğe aykırı izlenime bağlı. Tanınan bir sesin klonlanıp o kişinin vermediği bir tavsiyeyi vermesi bu kapsama girer.
Kaynaklar
- UMG Recordings, Inc. v. DistroKid, LLC — dilekçe (D. Del., No. 1:26-cv-01156, 15 Eylül 2026) — courtlistener.com
- UMG Recordings, Inc. v. Suno, Inc. — dilekçe (D. Mass., No. 1:26-cv-14275, 18 Eylül 2026) — courtlistener.com
- Landgericht München I — GEMA ./. Suno kararı, Az. 42 O 763/25 (31 Temmuz 2026), mahkemenin basın bülteni — justiz.bayern.de
- GEMA — Suno kararına ilişkin açıklama — gema.de
- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu — yürürlükteki konsolide metin — mevzuat.gov.tr
- Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik — Resmî Gazete, 1 Temmuz 2026, 33297 sayılı — resmigazete.gov.tr
- Suno — Believe ve BMG ortaklık duyuruları — suno.com
Bu içerik güncel mevzuata göre düzenli olarak gözden geçirilmektedir. Son gözden geçirme: .